DİSRA KİMYA

Endüstriyel Temizlik Kimyasalları

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Sabun ya da Şampuan

Sabun yağ asitleriyle bazların reaksiyonundan oluşan kimyasal bir maddedir. %100 doğal sabun diye bir şey yoktur, imal edilmesi gereken bir üründür. Geleneksel yollardan üretildiğinde (yağ ve baz karıştırıldığında) kül suyu (kostik) bitkisel yağları sabunlaştırır ve bitkisel gliserin oluşur. Eğer sabunlaşma reaksiyonu doğru ayarlanırsa, bitkisel yağların bir kısmı oluşan sabun içinde kalır ve alışık olduğumuz tahriş edici sert sabun yerine, yumuşak ve yumuşatan bir sabun ortaya çıkar. Fabrikasyon üretimde ortaya çıkan gliserin, sabundan ayrılarak daha pahalı olan cilt bakım ürünlerine katılır. Elde üretimde, gliserin ayrılamadığından, ortaya çıkan sabun, aynı zamanda bir cilt bakım ürünü olur.
Sıradan bir sabunun içinde aşağıdaki kimyasallar yer alır:

* Sodium İsethionate - deterjan
* Stearik Asit - plastik
* EDTA - sentetik koruyucu, göz ve sinüsleri rahatsız edebilen bir madde
* Titanium Dioxide - beyazlatıcı
* Propilen Glikol - petro kimya ürünü
* Sodium Lauryl Ether Sulfate, Sodium Laureth Sulfate, Ammonium Lauryl Ether Sulfate, Ammonium Laureth Sulfate - sıvı sabun, şampuan, diş macunu gibi ürünlerde kullanılan deterjanlar

Bazı kimyasalların gereğinden fazla ve talimatlarına aykırı kullanımı zarar verebilir. Teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıkların bilinçsiz tüketimi ciddi zararlara yol açabilir;

    * Evde yapılan yoğurt bir iki haftada ekşir, marketten alınan yoğurt aylarca dayanabilir,
    * Hazır alınmış meyveli bir tatlı, buram buram kokarken ve tam meyvenin renginde olurken, aynısını evde gerçek meyveyle yapınca aynı koku, aynı renk, aynı tat neden tutturulamayabilir,
    * Tereyağlı diye satılan ürünlerde tereyağının kendisinden daha güzel ve yoğun tereyağı kokusu geliyor, hatta koku mahalleyi sarıyorsa

Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız her türlü endüstriyel üründe, adını bilmediğimiz bir çok kimyasal madde bulunur. Bu kimyasalların bir kısmının belli miktarlarda kullanılması kabul edilebilir sayılır.

Kutulu sakızların kenarlarındaki ufak yazılara bakarsanız, aşırı tüketilmemesiyle ilgili bir uyarı cümlesine rastlarsınız. Bunun sebebi, aşırı tüketim halinde, içeriğindeki bir kimyasalın tehlikeli dozda alınması riskidir.

Doğrudan temas halinde olduğumuz bir çok tüketim mamülünde değişik amaçlarla değişik kimyasallar kullanılır. Eğer çabuk bozulması gereken bir ürün, çok uzun süre dayanıyorsa içinde çürütücü mikroorganizmaları öldüren bir zehir vardır. O zehir aşırı alınırsa çoğu bünyeye ciddi alerjik zararlar verebilir.

Pırıl pırıl renkleri, iştah açan ve cezbeden kokuları, düzgün ve albenili şekilleri, hatta parmak yalatan tatları (aromaları); kimyasal katkılar sağlıyor. Alınan miktrın aşırıya kaçması doz aşımı durumunda kişiler beklemedikleri bir hastalığa yakalanabilirler.

Saç dökülmesinden veya kepeğe çare olması için kullanılan ürünlerin, normalde kullandığımız şampuanlarla ortak maddesi “sodium lauryl ether sulfate” veya “sodium laureth sulfate” denilen deterjan maddesini içermesidir. (Bazılarında sodium yerine ammonium’a da rastlanıyor.)

Bu maddeler aşırı ve dkkatsiz kullanımda bazı bünyelerde göze, kalbe, ciğerlere ve hatta beyne nüfuz edebiliyor ve uzun vadede ciddi riskler oluşturabiliyor. Ayrıca saç dökülmesine, gözde katarakta sebep olabiliyor, çocukların gözlerinin gelişimini engelleyebiliyor, koruyucu yağ tabakasını soyarak cildin doğal korumasını devre dışı bırakabiliyor.

Endüstriyel sabunların da (MIT, EDTA vb. içeren) çoğu aslında gerçek sabun değil, sentetik deterjan maddelerinden oluşuyor.

Tedavide sabun

Önceleri tıpta ‘hariçten tedavi edici' olarak ele alınan sabun, zamanla vücut temizliği için kullanılmaya başlandı. Geçmişten günümüze sabun, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışında dezenfekte olarak kullanılıyor. Kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar, deri hastalıklarından korunmak için, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilmiş sabunsu bir maddeyle yıkanıyorlardı. Bu şekilde hem kişisel temizliklerini yerine getiriyor hem de yaralarını tedavi ediyorlardı. M.S. II. yüzyılda yaşamış eski Yunan hekimi Galenos Klaudios, sabunun deri hastalıkları temizliğinde etkili olduğunu belirtiyor, hastalarına sabunu tavsiye ediyordu. Temizliğin öncüsü Musa ise, dini hükümler kadar temizlik kriterlerini de öne sürüyor ve dini arınmışlığın ifadesi olarak İsraillileri elbiselerini temiz tutmaya çağırıyordu. Musa, zarar verici boyutlara ulaşarak kavmini tehdit eden pisliğin farkına varmıştı. Ona göre temizliğin noksanlığı “öldürücü”ydü, hastalık demekti.

O zamanlarda cüzzam ve pislik eş anlamlı sayılıyordu. Günümüzde de tedavide çeşitli sabunlar kullanılıyor:

    * Bademyağı sabunu: Bademyağı ile sodyum hidroksitten elde edilir ve çeşitli ilaçlarda sıvağ olarak kullanılır.
    * Donyağı sabunu; hayvani yağlarla sodyum hidroksitten elde edilir; Alkollü çözeltisi, opedeldok balsamının temel maddesini meydana getiren bir jeldir.
    * Arap sabunu; potas sabunu veya yumuşak sabun, bazen uyuz tedavisinde kullanılır.
    * Potaslı Hindistan cevizi yağı sabunu; Suda uygun bir şekilde çözündürülüp sterilize edilerek cerrahi sabun denen sabunu meydana getirir. (ameliyattan önce ellerin ve eldivenlerin yıkanması için kullanılır).
    * Çeşitli ilaçlar (kükürt, ihtiyol, katran, çeşitli antiseptikler) katılmış katı sabunlar tıbbi sabunları meydana getirir ve dermatozlarda kullanılır.
 
TEL: 0312 363 55 47
FAX: 0312 363 16 02
GMK BULVARI 52/4 MALTEPE ANKARA

DİSRA KİMYADA ARA